
MERHABA EFENDİM..
Size uzun bir aradan sonra merhaba demenin huzurunu taşıyorum.Blogcuya nasıl bir problem oldu girmem helede yorum yazamayışım yorumlarımı onaylayamamış olmam beni buradan soğuttu.Sonrasında bir tatil hareketi bütün bu yokluğum ve istemeden de olsa sizlerle olamayışımda beni ve bloğumu yalnız bırakmayan siz değerli blog dostlarıma diyecek bir sözüm yok..Teşekkür etmekten başka..Mümkün olduğunca sizlerle olmak istiyorum fakat bir hareket yaşanılıyor ki anlatamam.Bu yaz sezonu sanırım hemen herkes için aynı gibidir ve beni anlayabilirsiniz diliyorum.Bir cuma gününde tekrar aranıza döndüm.Bu cuma gününün bereketi ile hayatnıza bereketler diliyor ve sizlerle inşallah daha uzun birliktelikler için dua ediyorum.Allahu teala üç ayların ve bu cuma gününün hürmetine dualarınızı kabul eylesin..Bana lütfen kırılmamanızı sizleri unutmamış olduğumu,ve bundan sonra mümkün olduğunca sizlere ziyaret edeceğimi bildirirken kendimi affettirmek için sizlerle bir güzel menkıbeyi paylaşmak istiyorum..
Vaktiyle bir müslüman, birinden
bir tarla almıştı
Tarlayı sürerken
bir küp altın çıktı
toprağın altından.
Küpü kucaklayıp, koştu mal sahibine.
- Al arkadaş, bu altınlar senin, tarlayı
sürerken buldum.
dedi.
Adam kabul etmedi.
- Hayır kardeşim, alamam.
- Nedenmiş o?
- Ben bu tarlayı sana sattım. Dolayısıyla
bu altınlar da senindir.
- Ama ben, tarlanın üstünü satın aldım.
Altındakiler sana âittir.
- Hayır, sana âittir.
Velhâsıl anlaşamayınca,
Kadıya gittiler
Kadı efendi,
Her ikiikisini de dinledikten sonra
sordu birine:
- Senin evlenecek oğlun
var mı?
- Var kadı efendi.
Sonra öbürüne sordu:
- Senin evlilik çağında kızın
var mı?
- Var efendim.
O iki gencin nikâhlarını kıyıp;
- Bu altınlar da mehir olsun,
dedi.
Ve bu hayırlı izdivaçtan,
Bâyezid-i Bistâmî hazretleri
“kuddise sirruh”
dünyâya geldi
Abdullatif uyan ..şiirlerle menkıbeler..
<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>