Ebrarlı hayat Ebrarlı hayat

Click here for Myspace Layouts
Ebrarlı hayat Ebrarlı Hayat - Blogcu




Click here for Myspace Layouts
Ebrarlı hayat <

Kurbağa Yarışı


5/5/2008 · Kategori: Bizden size

Kurbağa yarışı düzenlenmiş. Hedef, çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmışlar ve sonunda yarış başlamış. Gerçekte seyircilerin hiçbiri yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:
- Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!
Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş.
Seyirciler yine bağırıyormuş:
- Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!..
Sonunda, bir tanesi hariç, diğer kurbağaların hepsinin ümitleri kırılmış ve yarışı bırakmışlar. Ama kalan son kurbağa büyük bir gayretle kulenin tepesine çıkmayı başarmış.
Diğerleri hayretler içinde...
Bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kurbağa yaklaşmış ve sormuş:
- Bu işi nasıl başardın?
Ses yok...
O anda farkına varmışlar ki, kuleye çıkan kurbağa sağırmış!
***
Yürüyoruz ya...
Ayağımıza takılan çakıl taşları ve dikenlerle mücadele etmeyi başarabilme kudretini gösteriyoruz; ancak, kendi olumsuzluklarını zihnimize enjekte etmeye çalışanlara karşı çaresiziz...
Kulağımıza fısıldanan her şey, adımlarımızın biraz daha kısalmasına ve hatta durmasına sebep oluyor ve kendimizden şüphe duymaya başlıyoruz.
"Olumsuz düşünenlerle işim olmamalı" çünkü "onlar kalbimdeki ümitleri çalar" diyebilme cesaretini gösterdiğimiz andan itibaren, bu iş bitecektir!
Ben, kendi adıma, yola çıkmaktan korkmadım hiçbir zaman ama hayallerime ortak olanlardan ürktüm ve sonunda inandım ki, bazen kör, bazen sağır, bazen dilsiz olmak işe yarıyor.
Yoksa nasıl başa çıkabilirdim dikenli tellerle etrafımı sapasarmış rüya düşmanlarıyla?..
***
Paulo Coelhonun, bir romanında yer alan şu ufacık bölüm rüyalarımın şiddetini anlatır sanırım:
"Yolları oldukça uzunmuş, yokuş yukarı gidiyorlarmış, güneş yakıcıymış. Ter içinde kalmışlar, susamışlar. Bir dönemecin ardında harika bir mermer kapı görmüşler; kapı, ortasında bir çeşme bulunan altın döşeli bir meydana açılıyormuş, çeşmeden berrak bir su akıyormuş. Yolcu kapıdaki bekçiye dönmüş:
- İyi günler.
- İyi günler, demiş bekçi.
- Burası harika bir yer, adı ne?
- Burası cennet.
- Ne iyi... Cennete gelmişiz, çünkü çok susadık...
- İçeri girip dilediğiniz kadar su içebilirsiniz, demiş bekçi ve eliyle çeşmeyi göstermiş.
- Atımla köpeğim de susadılar.
- Kusura bakmayın, demiş bekçi.
- Buraya hayvanlar giremez.
Yolcu çok üzülmüş, çok susamış, ama suyu tek başına içmek istemiyormuş. Bekçiye teşekkür edip yoluna devam etmiş. Epeyce bir süre yamaç yukarı gittikten sonra eski görünümlü küçük bir kapıya varmışlar, kapı iki yanı ağaçlıklı toprak bir yola açılıyormuş. Ağaçlardan birinin altında, şapkasını alnına indirmiş, uyur gibi yatan
bir adam varmış.
- İyi günler, demiş yolcu.
Adam başını sallamış.
- Atım, köpeğim ve ben çok susadık...
- Şurada taşların arasında bir pınar var, diyen adam eliyle orayı işaret etmiş ve eklemiş; "istediğiniz kadar su içebilirsiniz."
Yolcu, atı ve köpeği pınara gidip susuzluklarını gidermişler. Yolcu, bekçiye teşekkür etmiş. Bekçi de, "İstediğiniz zaman yine gelebilirsiniz" demiş. Yolcu, sormuş:
- Buranın adı ne?
- Cennet.
- Cennet mi? Ama mermer kapıdaki bekçi de bana oranın cennet olduğunu söyledi.
- Orası cennet değil cehennemdi.
Yolcunun aklı karışmış:
- Sizin adınızı kullanmalarına neden izin veriyorsunuz? Yanlış bilgi vermeleri büyük karışıklığa sebep olur!
- Hiç de değil. Aslında onlar bize büyük bir iyilikte bulunuyorlar. En iyi dostlarına sırt çevirenlerin hepsi orada kalıyor çünkü...

 

Özcan Ünlü


Yorum (17) Yorum yaz!


Click here for Myspace Layouts
Ebrarlı hayat <

“Karanlık geceleri aydınlatın!”


30/4/2008 · Kategori: BUYUKLERIN SOZLERI

 

İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki: “Ağlamak ve ahiret korkusu, ilahi nimetlerdendir. Ve manevi ilerleme sağlar. Karanlık geceleri ağlamak ve istigfar ile aydınlatın!
Allah korkusundan ağlamak, kalbin cilasıdır. Kahkaha ile gülmek, kalbin zehridir. İnsan, ölümü istemez. Halbuki mevt, fitneden hayırlıdır. İnsan yaşamayı sever. Halbuki mevt, ona hayırlıdır. Salih olan mümin, mevt ile, dünyanın eziyet ve yorgunluğundan kurtulur.İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki:
Ümmeti Muhammedden büyük günah işleyenler Cehennemde bir araya getirilir. İhtiyar, genç, erkek, kadın nerede ise hepsi bir araya toplanır. Cehennemin bekçisi olan (Malik) onlara baktığı vakit der ki: “Siz, Cehennem zümresindensiniz. Amma görüyorum ki, ne eliniz bağlanmış ve ne de yüzünüz kararmış. Sizden güzel kimse Cehenneme gelmedi.” Onlar da “Ya Malik! Biz Muhammed aleyhisselamın ümmetiyiz. Lakin işlediğimiz günahlar Cehenneme sürükledi. Bizi bırak da günahlarımıza ağlayalım” derler. Malik onlara; “Ağlayınız! Fakat şimdi size ağlamak fayda vermez!” der.
Bunun için ağlamayı fayda vereceği yerde ve zamanda yapmalıdır. Nice orta yaşlılar (dertlerim, sıkıntılarım arttı!) diyerek ağlarlar. Bir ihtiyar erkek ellerini beyaz sakalı üzerine koyup (Ah gençlik geçti. Elem, üzüntü arttı. Zelil oldum, rezil oldum!) diye ağlar. Nice delikanlılar (Ah gençliği elden kaçırdım! Yani gençliğimin kıymetini bilemedim!) diye ağlarlar. Nice kadınlar, saçlarından tutup (Eyvah! Yüzüm kara oldu, rezil oldum!) diye ağlarlar.
Yalnız iken Allah korkusundan ağlamak çok faziletlidir, riya, gösteriş için ağlamak tehlikelidir. Ağlama veya gülme ihtiyacı olmadan ağlamak veya gülmek rol yapan kimselerin âdetidir.
En güzel ağlama vakti herkesin el etek çektiği seher vaktidir. Teheccüd namazına kalkarak ağlamalı, istiğfar etmelidir. Gaflet uykusundan uyanıp, ölümü ve ahireti düşünmeli, haram olan dünya işlerinden yüz çevirip, ahiret işlerine yönelmelidir! Bu hale yönelebilmek için ağlayarak yalvarmalıdır.

 

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
“Sağılan süt, tekrar memeye girmediği gibi, Allah korkusundan ağlayan da ateşe girmez.”


Yorum (6) Yorum yaz!


Click here for Myspace Layouts
Ebrarlı hayat <


12/4/2008 · Kategori: Bizden size

 

 

MERHABA BÜTÜN BLOG DOSTLARIMA..SİZE YİNE YAZAMIYOR VE MAHCUP OLUYORUM..ANKARA'YA GELDİM ...GERÇİ ŞU ANDA KIRIKKALE'DEYİM. YARIN ANKARA'YA TEKRAR GEÇİYORUM..AB HİBE PROJESİ HAZIRLAMA AŞAMASINDAYIM. VE ŞUNU HERKESE SÖYLEMEK İSTEDİM BÜTÜN BURADAKİ ARKADAŞLARIMDA BİRŞEYLER YAPABİLİRLER DİYE DÜŞÜNÜYORUM. YAPAMAMIŞ BİLE OLSAMDA.BUNA NİYET ETTİM BU KONUDA BİLGİLER EDİNDİM.. BENDE BİRİLERİNE FAYDALI OLMAK İÇİN UĞRAŞIYORUM.BU KONUDA DESTEK VERMEK :)(çok işime yarardı :) )  YARDIM ALMAK,BİLGİ ALMAK İSTEYEN YADA HER KONUDA PAYLAŞMAK İSTEYEN ARKADAŞLARIM YAZABİLİRLER..İNANIN BU KONU BENİ ÇOK HEYECANLANDIRDI.SİZİNLEDE BU HEYACANI PAYLAŞMAK İSTERİM..SEVGİLERİMLE..

 

Ebrar

Yorum (12) Yorum yaz!


Click here for Myspace Layouts
Ebrarlı hayat <

KAHVE TADINDA...


31/3/2008 · Kategori: Bizden size

 

 

 

 

 

Her kahve aynı tadı taşımaz... Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir


Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken kahvenin tadı kederlidir... Kahve telvesine yüreginin acısı karışır.


Bir pazar öğle sonrası annenin "hadi bir kahve yap da içelim" dediği kahve huzurludur... Köpükler annenin göz bebeklerine yansır... Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir...


Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma cabasıdır... Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın ... çıktığın an uyuyakalırsın... ferahlıktır!!!


Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer...


Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır...Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır...


Baban için yaptığın kahve sevgi doludur... çay bardağında, az şekerli...Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür...


Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve baskadır... Isıtır insanın...içini...


Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni... Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını...


Kahve aynı kahvedir belki... köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama icilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadlari degişir...Her kahve aynı değildir bu yüzden...

Ben de sizleri sevgiyle pişirilen bir kahve içmeye davet ediyorum. Akşam, öğle öncesi, sonrası ya da gece kahvesi. ne zaman isterseniz.

Dostlukla yudumlayacağımız bir kahve molası vermeye ne dersiniz ?

Sizin kahveniz nasıl olsun ?

Yorum (21) Yorum yaz!


Click here for Myspace Layouts
Ebrarlı hayat <

HUZUR İÇİN KÜÇÜK SIRLAR...


25/3/2008 ·

 

 · Ufak şeyleri dert etmeyin!

 · Erkenden kalkmaya alışın!

 · Hayatı olduğu gibi kabul edin!

 · Tenkit etme isteğinizi bastırın!

 · Bırakın ara sıra canınız sıkılsın!

 · Rastgele iyilikler yapmaya çalışın!

 · Başkalarını suçlamayı artık bırakın!

 · Her şeye hakim olmaya çalışmayın!

 · Kusursuz olamayacağınızı kabullenin!

 · Sabrınızı geliştirme egzersizleri yapın!

 · Her an bir şeyler öğrenmeye açık olun!

 · Konuşmadan önce derin bir soluk alın!

 · İnsanların gözlerine bakın ve gülümseyin!

 · Bırakın, çoğu zaman başkaları haklı olsun!

 · Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın!

 · Beterin beteri vardır, her hâlinize şükredin!

 · Olağan şeylerdeki olağanüstünlüğü arayın!

 · Bugününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın!

 · Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın!

 · Yaptığınız iyiliklerden bahsetmemeye çalışın!

 · Bulunduğunuz durumda mutlu olmaya çalışın!

 · Öfkeniz kabarmaya başlayınca 10’a kadar sayın!

 · Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün!

 · Başka fikirlerde biraz olsun doğruluk payı arayın!

 · Her gün biraz vaktinizi, minnettarlık için harcayın!

 · Gördüğünüz her şeyde Yaradanın izini unutmayın!

 · Hizmeti, hayatın değişmez bir parçası hâline getirin!

 · İnatla savunduğunuz iddiaları yumuşatmaya çalışın!

 · Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin!

 · Sahip olmak istediğinizi değil, elde ettiğinizi düşünün!

 · Daha fazlası daha iyidir, diye düşünmekten vazgeçin!

 · Herkesin farklı olabileceğini anlayın ve saygı gösterin!

 · Unutmayın ki, insan edindiği huylardan meydana gelir!

 · Sevgi kapasitenizi geliştirip, hayatınızı sevgi ile doldurun!

 · Gerçeği olduğu gibi kabul edin, çünkü hayat âdil değildir!

 · Ölünce, yapılacak işler listesinin dolu olacağını unutmayın!

 · Unutmayın, 100 yıl sonra burada bambaşka insanlar olacak!

 · Olumlu ve olumsuz düşünce kartopunun çığ gibi büyüyeceğini ve ilerde

   dağ gibi meseleler çıkaracağını göz önüne alın!




Yorum (14) Yorum yaz!


Click here for Myspace Layouts
Ebrarlı hayat <

BEDDUA


21/3/2008 · Kategori: BUYUKLERIN SOZLERI

 

Önemli olan beddua almamak!

Allah adamları, kalb kırmaktan, beddua almaktan çok korkarlardı... Ali Paşa isminde çok cömert bir zât varmış, herkese yemek dağıtıyormuş, iyisi kötüsü, günahkârı, fasığı herkes acıkınca doğru Ali Paşanın dergâhına karnını doyurmaya gidermiş... Bir gün kahyası, “Efendim artık yeter keselim bu yemeği, bunların duâsı nasıl kabul olacak ağızları kokuyor belki de içki içiyorlar” demiş. “Sana bir şey soracağım” demiş o mübârek zât. “O bahsettiğin insanlar yemek yedikten sonra bana bedduâ ediyorlar mı?” Hayır demiş, kahya. Ali Paşa, “Duânın kabul olup olmayacağını nereden bileyim, ama bedduâ tutar, bana bedduâ etmesinler, bu bana yeter” demiş.
İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyorlar ki: Kalb cârullahtır, cârullah demek, Allahü teâlâya komşu demektir. Eğer diyor, komşu kırılırsa sâhibi de kırılır, onun için ister Müsliman olsun, ister kâfir olsun, ister fâcir olsun, ister fâsık olsun, ister evliyâ olsun, hiç kimsenin kalbini kırmamaya özen gösterin.
Bir mübârek zat da buyuruyor ki: Kimseye iyilik yapmak mecburiyetinde değilsin. İster yaparsın ister yapmazsın, ama kötülük yapmamaya mecbursun. Neden bu iyiliği yapmadın demezler, ama neden bu kötülüğü yaptın diye hesap sorarlar. Allahü teâlâyı incitmemek için, O’nun komşusunu incitmemek lâzım. O’nun komşusu kim olursa olsun. Kırmak günahtır. Hadis-i şerifte “Kalb kırmak, Kâbe’yi yetmiş defa yıkmaktan daha kötüdür” buyuruluyor.
İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki: İyi olsun, kötü olsun hiçbir insanın kalbini incitmemeli. Allahü teâlâyı en çok inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur.
Kâfirleri sevmemek gerekir ise de, dinimizin emri gereği, onlara eziyet etmek, kalblerini incitmek haramdır. Sevmemek ayrı, onları üzmek ayrı şeydir. Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
“İnsanların en kötüsü, insanlara zarar veren, onları incitendir.”
“Mümin Kâbe’den üstündür.”

 

Mehmet Oruç

Yorum (9) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »