23/9/2008 00:02

Dua almak

Sokaklarda sefalet kol geziyordu. Kim kime yardım edecek, destek olacaktı? İşsizlik yaygındı. Çevresi de perişandı. Bir yanı yıkılmaya yüz tutmuş evceğizinin camından yola doğru ümitsizce bakarken bir taksinin durduğunu, içinden de bir yolcunun indiğini gördü. Demek ki taksi şoföründe az çok para olacaktı. Çünkü müşteri indirmişti. Bütün cesaretini ve ümidini toplayarak evden çıkıp yola koştu. Yaklaşıp direksiyon başında arabasını hareket ettirmek üzere olan şoföre seslendi:

- Sakın beni dilenci falan zannetmeyin. Üç çocuğumla üç gündür aç beklemekteyim. Bu gidişle namusumun lekelenmesinden korkmaya başladım. Allah rızası için yardımda bulunun. Ben açlıktan ölmeye razıyım. Fakat çocuklarımın çığlıklarına tahammül edemiyorum! Beklenmedik bir anda gelen bu ‘Allah rızası için yardım’ talebi zaten kıt-kanaat geçinen şoförü şaşırtmıştı. Düşünmeye başladı. Cebinde bir miktar parası vardı var olmasına; ancak bu parayı aylardır biriktiriyordu. Çünkü taksinin dört lastiği de kabaklaşmıştı. Onları değiştirmek için çırpınıyordu. Zaten akşamları eve gelince hanım da ikaz etmekten geri kalmıyordu.

- Ne zaman değiştireceksin bu lastikleri? Birazcık geç kalsan aklıma kötü şeyler geliyor. ‘Acaba bir kaza mı yaptı kabak lastiklerle?’ diye korku içinde bekliyorum.

O an için nefsi ve şeytan birlik olup vesvese vermeye başladılar:

- Sen zaten zor geçinen kimsesin. Yardım edecek durumda değilsin. Bas gaza, git yoluna!

Fakat imanı ve vicdanı da sesleniyorlardı:

- Para dediğin şey böyle gün için lazım olur. Belli olmaz Allah’ın rızasının nerede olduğu. Biriktirdiğin parayı bu muhtaç hanıma vermelisin. Tam yeridir. Çocukları var! Namusu var!

Nihayet nefsini ve şeytanını yenmiş, cebindeki lastik parasını tümüyle uzatarak:

- Al bacım, sen namusunla yaşa. Bu para bir müddet idare eder. Sonrasına da Allah başka sebepler halk eder! demiş, minnet etmemek için de hemen gaza basıp oradan uzaklaşırken kadının:

- Sen benim ihtiyacımı karşıladın, Allah da senin ihtiyacını karşılasın! duasını duymuş, gün boyunca kulaklarında çınlayan bu duaya hep (amin) deyip durmuştu. Akşam eve gelince beklediği soruyla yine muhatap oldu.

- Hâlâ değiştirmemişsin lastiklerini...

- Bir lastikçiyle anlaştım. Yeni lastikler gelince hemen değiştirecek... diyerek geçiştirdi.

Bu geçiştirme işi birkaç gün devam etti. Bir akşam yine eve gelirken iyice sıkılmış, “Bu defa ne diyeceğim?” diye düşünürken beklenmedik bir durumla karşılaşmıştı. Hanım kendisine adres yazılı bir kağıt uzatmış, sonra da şöyle demişti.

- Bugün lastikçi geldi, şu adresi verdi. “Yarın bana gelsin lastiklerini değiştireceğim.” deyip gitti. Al şu adresi.

Belli etmemişse de bunun izahını yapamamıştı. Çünkü böyle bir lastikçi ile konuşmamıştı. Merakla sabahı bekledi. İlk işi kağıttaki adrese gitmek oldu. Garipliğe bakın ki tamirciyi hiç görmemiş, buraya hiç gelmemişti. Elindeki kağıdı uzatınca bir şaşkınlık iki tarafta da yaşandı. Adam:

- “Sen o musun?” deyip boynuna sarıldı, başladı hıçkıra hıçkıra ağlamaya. Sonra da şöyle devam etti:

- Tam üç gündür Resulüllah Aleyhisselam rüyama giriyor ve bana, “Şu adresteki şoförün lastiklerini değiştir, ücret olarak da benim şefaatime nail ol.” buyuruyor. Allah için söyle. Sen ne türlü bir iyilik ettin, nasıl bir hayır dua aldın ki Resulüllah Aleyhisselam üç gündür beni ikaz ediyor, senin lastiğini değiştirmem için beni vazifelendiriyor?

 

 BAZEN OLUMSUZLUKLARLA ÇÖZÜMSÜZLÜKLERLE BOĞUŞURKEN BİR ANDA  BİZİM BİLEMEDİĞİMİZ YALNIZCA RABBİMİZİN BİLDİĞİ VE BİZİ SONUÇ OLARAK HAYRETE DÜŞÜREN OLAYLARLA KARŞILAŞABİLİRİZ...O HALİN NASIL BİR ANDA  BÖYLE OLDUĞUNA ANLAM VEREMEYİZ. FAKAT  DUANIN GÜCÜNÜ BİLİYORSAK BİLİRİZ Kİ ; BİZE O HALİ YAŞATANIN HİÇ BEKLENTİSİZCE , KARŞILIKSIZ , MENFAAT DUYGUSUNDAN ÇOK UZAK OLAN,O MASUM O GÜNAHSIZ HALİYLE KENDİ AĞZIYLA ETTİĞİ  DUALARIYLA BİZİM FERAHA  KAVUŞMAMIZI SAĞLAYAN ARDIMIZDAKİ  DUACIMIZDIR ..

HEMEN İÇİMİZİ BİR FERAHLIK KAPLAR VE  RAHATLARIZ. EDİLEN DUANIN BEREKETİNİN HUZURU YANSIR  RUHUMUZA..DUACIMIZIN YADA DUA ORDUMUZUN ŞÜKRÜNÜ YAŞARIZ O ANDA. NE GÜZELDİR DUAYLA HUZUR BULMAK..ALLAH-U TEALA BİZLERİ BU ORDULARDAN MAHRUM ETMESİN. .. ÖMRÜMÜZCE O ORDULARIN GÜCÜNÜ HİSSEDEBİLELİM ..BU YÜZDEN İŞTE TAMDA BU YAZIYLA ALAKALI ..TAMDA BU ZAMANDA KİMBİLİR KİMİN DUASIDIR MAKBUL OLAN DİYEREK DUA ALMAYA BAKALIM... KALIN DUALARLA...

Geçen yılki ramazandaki yazımı sizlerle paylaşmak istedim..

(58 Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti


MUTLU OLMAK İÇİN NEDEN Mİ ARIYORSUNUZ    ???

 

Dün ve daha önceki günlerde okuduğum bir çok yazıda bir çok arkadaşımın,sevgiye ihtiyaç duyduklarını ve mutsuzluklarını okudum.Bazı şeyler söylemek istedim o arkadaşlarıma ; acaba mutsuz olmalarından çok mutlu olmak için sebeplerini gördüler mi? Bir anne merhameti ve şefkatiyle olaylara baktılar mı? Bu en basit haliyle yazdıklarımı hiç yaşadılar mı ?     acaba bir annenin evladına parasız olduğunu hisettirmemek için baban bugün para vermeyi unutmuş çocuğum dediğinde o çocuk babamda bugünlerde bunu hep unutuyor dediğinde düştüğü durumu? Bir hastanın ziyarete gelmesini beklediği yakınlarını dostlarını nasıl beklediğini kapılara nasıl baktığını? bir yaşlının evlatlarının gelme gününü nasıl saydığını?Bir babanın evine eli boş geldiğinde kapıyı açan çocuğun aa babam gelmiş galibada arkasına bişi saklamış elleri arkasında bana ne getirdin baba ! dediğindeki orada babanın düştüğü durumu? yürüyemeyen birisinin birgün yürümek için nasıl dualar ettiğini? eli kırılmış birisinin alçının çıkacağı günü ve sabırsızlığını? hapishanede güneşi görmeden yaşamanın nasıl olduğunu? bir ilacı muhakak alması gereken insanın çok az bir paraya ihtiyacı olduğu için bu ilacı alamadığını ? bir anne gibi etrafınza baktınız mı? ne kadarda çok şükredecek elinizde nimetler var.Ve siz bunların farkındamısınız? Etrafınızda ne kadar sıkıntıda olan insanlar var sizin yaşadıklarınzı yaşamak isteyen insanlar.Bunları artırmanız mümkün ben anneyim.Anne olarak bakıyorum ve şükrediyorum her an yaşadıklarıma. Sizde gelin anne gibi olun.Sevin koşulsuz.Sevmeye çalışın.Bu yaşadıklarınızı olumlu hale getirin.Rica ediyorum olumsuz olmaktan öteye geçin.Gelin bugünden itibaren değişin.Siz beklemeyin sevilmeyi ne olurrrr siz sevin ve sevdikçe nasıl herşey değişecek onu görün.Bugünlerde elinize pidenizi alın oruç açmaya yetişememiş duraklarda ne çok insan var o ezan saatinde paylaşın o insanlarla pidenizi.Hastaheneye gidin bakın orada sizi bekleyen bir ziyaretçim olsa diyen ne hastalar var.Gidin onlara bir geçmiş olsun dileyin.Kapınızın yanındaki o yaşlı teyzeyle bir merhabalaşın.Ondaki sıcaklığı hissedin.Bir tebessüm getirin yüzünüze bakın nasıl farkedeceksiniz değişimi mutluluğu dışarda aramayın.Sizde o bunlar tecrübe ile sabittir.Ben anneyim.Gelin sizde anne gibi olun.Beklemeden sevin.Siz zaten mutlu olcaksınız o zaman.Size dönecektir muhakak.Mahallenizdeki yada etrafınızdaki çocuklara alın bir tomar balon alın ve dağıtın o çocuklardaki coşkuyu görün.Sevinci yaşayın gözlerinde bakın gözlerinin derinliğine...Bir avuç misket alın dağıtın :) o kadar ucuza geliyor ki toptancılarda var.Bakın bunları da yapın sevdikçe karşılığında sevileceksinizdir.O zaman sevgiye ihtiyacım var serzenişleriniz inanın değişecek bakın görün.

 

Herkese mulu olmayı diliyorum.Mutlu olmamız için ne çok neden var görebilelim.Sevgiyi hayata bir geçirelim ne olur...

 

Sevgilerimle...

 

Ebrar

Şu günlerde yazı yazmakta sıkıntı çekiyorum o kadar çok yoğunum ki. Daha önce yazdığım bir yazımı sizlerle paylaşmak istedim..Ramazanda birşeylerle uğraşıyoruz inşallah güzel şeyler oluyor.. Rabbim herkesin sıkıntısını gidersin..Birilerine ulaşabilmeyi ve aracı olmayı bizlere hep nasip etsin..Amiinn Amiin Amiinn..

(7 Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti
9/9/2008 22:18

Teşekkürler

         
                 Çok değerli Blog dostlarım..


Uzun zamandan beri aranızda yoktum.Ankara'da hastahanede yatan kayınvalideme bakıyordum..Bir hayli zor ve sıkıntılı süreç oldu benim için hem Mübarek ramazan hem farklı bir şehir hemde hasta psiklojisi benim için ikinci kez bayağı zor günlerdi..Bu sürede beni mesajlarınızla ve yazdıklarınızla yalnız bırakmadığınız için teşekkür ederim.Ve geçte olsa herkesin mübarek ramazanını tebrik ederim.İnşallah tekrar birlikteyiz.Bu mübarek günlerin sizlere hayırlar getirmesini temenni ederim..Allahu tealaya emanet olasınız..

Sevgilerimle...
Ebrar67

(10 Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti
22/8/2008 01:57

HİFA HATUN

Medine'nin kadınları hem güleryüzlü, hem de güzeldirler. Ancak Hifa Hatun
başka güzeldir ve bambaşka gülümser. Öylesine sıcakkanlı ve öylesine
samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi
olanlar akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister. Onu ciddi
ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler.

Hifa Hatun'un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider. Bırakın
hekimleri, tüccarları, vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi gibi
bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece ALLAH'ın rızasını diler.

Ama taliplerin ardı arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer... Kimi
cevahirler döker... Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı
sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı?

Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile, Efendimizin huzuruna çıkıp "Ey
ALLAH'ın Resûlü" der, "bana cennete götürecek bir şeyler öğretsene." Doğrusu
o, Peygamber Efendimiz'in (sallALLAHu aleyhi ve sellem) 'gündüzleri oruç
tut' ya da 'geceleri namaz kıl' gibi bir tavsiyede bulunacağını sanır ama
Server-i Kâinat "Önce evlenmen lâzım" buyururlar "zira bununla dininin
yarısını emniyete alırsın!" Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve
"siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım" der.

Mâlum, o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğin de "özel"
olması gerekir. Lâkin Resûlullah (sallALLAHü aleyhi ve sellem) ne kimseye
ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar. Her zamanki gibi basit ve pratik
bir çare bulur "yarın sabah mescide ilk gelenle evlen" buyururlar. Bu
teklifi herkesin hoşuna gider, talipler erken kalkmak için tedbirler
düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar.

Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir
ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç
altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o
kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır.

Ama bakın şu işe ki o gece ALLAHü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku
verir, Hifa Hatun'un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler.
Resulullah Efendimiz (sallALLAHu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi imsak
sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler.

Nitekim mescidin eşiğinde bir gölge uzar ve Süheyb içeri girer.
Resulullah Efendimiz namazdan sonra Hifa Hatunu çağırtıp neticeyi bildirir.
Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul eder.

Efendimiz güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar. Sonra şanslı
sahabeye döner "Ey Süheyb" buyururlar, "şimdi hanımına bir hediye al ve tut
elinden evine götür."Suheyb RadıyALLAHu anh ellerini çaresizlikle iki yana
açar. "İyi ama" diye mırıldanır, "benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de
sığınacak evim var."

Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez, ona içinde on bin dirhem gümüş olan
süslü bir heybe gönderir ve "filanca yerdeki köşkümü sana hediye ettim" der.
Alemlerin Efendisi çok hislenir onlara hayır dualar ederler.

Süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla
konağa sokulur. Kendisi için hazırlanan muhteşem sofradan ya bir, ya iki
hurma alır ve "Ya Hifa" der, "biliyorum sen benim için bulunmaz bir
nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim. Ben şükretsem gerek, sen
sabretsen gerek. İster misin şu geceyi taat ve ibadetle geçirelim zira
Efendimiz (SallALLAHü aleyhi ve sellem) "Cennette yüksek bir çardak vardır.
Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar." buyurdular.

Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikr
ile aydınlatırlar. Cebrail Aleyhisselam olup biteni Resulullah Efendimize
anlatır ve onları ALLAHü teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler.

Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz Suheyb'i yanlarına oturtur "Ey
Süheyb" buyururlar "geceki halini sen mi anlatırsın ben mi anlatayım?"
Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle "ALLAHın Resulü en
iyisini bilir" cevabını verir.

Efendimiz onlara "ne mutlu size" gibilerinden bakar, "İkiniz de
cennetliksiniz" buyururlar, "... ve ALLAHü teâlâyı göreceksiniz!" Süheyb
derhal secdeye kapanır ve "Ya Rabbi!" diye yalvarır, "o ki beni mağfiret
ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!"

ALLAHü teâlâ bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır. Mescidde
bulunanlar ağlamaklı olurlar. Resulullah Efendimiz (sallALLAHu aleyhi ve
sellem) "Size daha şaşılacak bir şey söyliyeyim mi? Şu anda Hifa Hatun da
ruhunu Hakka teslim etti" buyururlar.

(6 Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti
15/8/2008 02:41

Tekrar Merhaba



MERHABA  EFENDİM..

Size uzun bir aradan sonra merhaba demenin huzurunu taşıyorum.Blogcuya nasıl bir problem oldu girmem helede yorum yazamayışım yorumlarımı onaylayamamış olmam beni buradan soğuttu.Sonrasında bir tatil hareketi bütün bu yokluğum ve istemeden de olsa sizlerle olamayışımda beni ve bloğumu yalnız bırakmayan siz değerli blog dostlarıma diyecek bir sözüm yok..Teşekkür etmekten başka..Mümkün olduğunca sizlerle olmak istiyorum fakat bir hareket yaşanılıyor ki anlatamam.Bu yaz sezonu sanırım hemen herkes için aynı gibidir ve beni anlayabilirsiniz diliyorum.Bir cuma gününde tekrar aranıza döndüm.Bu cuma gününün bereketi ile hayatnıza bereketler diliyor ve sizlerle inşallah daha uzun birliktelikler için dua ediyorum.Allahu teala üç ayların ve bu cuma gününün hürmetine dualarınızı kabul eylesin..Bana lütfen kırılmamanızı sizleri unutmamış olduğumu,ve bundan sonra mümkün olduğunca sizlere ziyaret edeceğimi bildirirken kendimi affettirmek için sizlerle bir güzel menkıbeyi paylaşmak istiyorum..  



Vaktiyle bir müslüman, birinden

bir tarla almıştı

 

Tarlayı sürerken

bir küp altın çıktı

toprağın altından.

 

Küpü kucaklayıp, koştu mal sahibine.

- Al arkadaş, bu altınlar senin, tarlayı

sürerken buldum.

dedi.

 

Adam kabul etmedi.

- Hayır kardeşim, alamam.

 

- Nedenmiş o?

 

- Ben bu tarlayı sana sattım. Dolayısıyla

bu altınlar da senindir.

 

- Ama ben, tarlanın üstünü satın aldım.

Altındakiler sana âittir.

 

- Hayır, sana âittir.

 

Velhâsıl anlaşamayınca,

Kadıya gittiler

 

Kadı efendi,

 Her ikiikisini de dinledikten sonra

sordu birine:

 

- Senin evlenecek oğlun

var mı?

 

- Var kadı efendi.

 

Sonra öbürüne sordu:

- Senin evlilik çağında kızın

var mı?

 

- Var efendim.

 

O iki gencin nikâhlarını kıyıp;

- Bu altınlar da mehir olsun,

dedi.

 

Ve bu hayırlı izdivaçtan,

Bâyezid-i Bistâmî hazretleri

“kuddise sirruh”

 

dünyâya geldi


Abdullatif uyan ..şiirlerle menkıbeler..

(11 Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti
18/7/2008 00:58

DUA ALMAYA BAKIN !...

Vaktiyle bir ateşperest, oğlunu evlendirmektedir. Düğün günü
çok koyun ve inek kesilir. Et kokuları mahalleyi sarar.
Ancak evin bitişiğinde, müslüman, dul bir kadın, dört yetimiyle yaşamaktadır.
 
Hepsi de günlerdir açtırlar.
 
Kadıncağız, düğün evinin kapısını çalıp, “ateş” ister. Ancak maksadı başkadır.
“Belki yemek verirler” diye gitmiştir.
 
Adam, kadının niyetini anlasa da, birşey vermez...
 
Kadıncağız, bir daha gidip ”ateş” ister. Yine eli boş döner.
 
Üçüncüde yine öyle.
 
Ama ne olur bilinmez, bu defa acır kadına. Hallerini anlamak için
dehlize iner ve dayar kulağını bitişik evin duvarına ve dinler.
 
Yetimcik, annesine yalvarıyor:
 
- Anneciğim, ne olur bir daha git. Belki bu sefer birşey verirler.
 
Kadın ağlamaklıdır:
 
- Üç defa gittim yavrum! Artık utanıyorum.
 
Adam bunu duyar. Kalbi sızlar. Bir mükellef ”Sofra” hazırlatıp, gönderir evlerine.
Ve dehlize inip, dinler yine.
 
Yetimlerin en küçüğü duâ ediyor:
 
- Yâ Rabbî! O nasıl bize ikram ettiyse, sen de ona ikram et!
Onu îmanla şereflendir!
 
Ardından;
 
- Âamiiiin! sesleri yükselir.
 
O anda, kalbi döner ateşperestin.
 
Ve “Şehâdet” i getirip îmanla şereflenir.
 
Nitekim;
 
"Sadaka, belâyı önler. Ama duâ, kaderi değiştirir!" buyurulmuştur...

DUA ALMAK ÇOK KIYMETLİ..ALLAHA EMANET OLUNUZ..

 
(16 Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/24|